Showing posts with label hayvanlar. Show all posts
Showing posts with label hayvanlar. Show all posts

Wednesday, August 15, 2007

Kemikli baliklar

KEMIKLI BALIKLAR

(OSTEICHTYES)

Bunlarda iskelet, en azindan belli kisimlarda kemik yapida oldugundan, kemikli baliklar anlamina gelen Osteichtyes adi verilmistir. Vücutlari dermis tabakasindan meydana getirilmis pullarla örtülüdür. Vücut çok degisik sekillerde olabilir. Yüzgeçleriyle yüzer, solungaçlariyla da solunum yaparlar. Tatli, tuzlu, aci, çok soguk ve çok sicak olmak üzere degisik su artamlarinda yasamlarini sürdürürler.


Bazi zooloji kitaplarinda, kikirdakli baliklarin daha ilkel oldugu ve kemikli baliklarin bunlardan meydana geldigi belirtilir. Yalniz bu eski varsayim, günümüzde elde edilen fosil kayitlariyla çeliski göstermektedir. Çünkü ilk kikirdakli balik fosilleri orta devoniendeki, ilk kemikli balik fosilleri ise siluriendeki kayalar arasinda bulunmustur. Bu nedenle kemikli baliklarin, kikirdakli baliklardan daha eski oldugu ve bunlarin da kikirdakli baliklar gibi Ostracodermi-Placodermi arasi özellige sahip bir atadan meydana geldigi varsayilmaktadir.


Karakteristik özellikleri:


1) Derileri mukus maddesi salgilayan bir çok salgi bezi içerir. Genellikle vücut dermis tabakasindan meydana gelmis Ganoid, Cycloid ve Ctenoid pullarla kapli, bazilari tamamiyla pulsuzdur. Çok az bir kisminda ise pullar mine tabakasi ile örtülüdür. Istisnalar disinda tek ve çift yüzgeçleri hemen hemen her zaman mevcuttur. Yüzgeçleri kemik veya kikirdak halindeki yüzgeç isinlariyla desteklenir.


2) Agizlari çogunlukla terminaldir ve disler ihtiva eder. Çeneleri çok iyi bir sekilde gelismistir ve kafatasina eklemlidir. Basin dorsal tarafinda ve herbir yanda iki tane burun deligi vardir ve bu delikler çogunlukla agiz boslugu ile irtibatli degildir. Gözler büyüktür ve göz kapaklari yoktur.


3) Iskeletleri kemik yapidadir. Yalniz mersin baliklari (Acipenser) ve Kasik burunlu mersin (Polydon) gibi diger bazi baliklarda iskelet kikirdak halindedir. Çok sayida omurlari vardir. Kavdal yüzgeç genellikle homoserktir. Omurlar içerisindeki notokord kalintilari çogunlukla mevcuttur.


4) Kalpleri bir karincik ve bir kulakcik olmak üzere iki gözlüdür. Ayrica Sinus venosus ve Conus arteriosus bölgeleri de bulunur. Kalplerinde yaniz kirli kan mevcuttur. Aort yaylari dört çifttir. Alyuvarlari oval ve çekirdeklidir.


5) Solunumlari farinks boslugunun herbir yanindaki kemik yapili solungaç yaylari üzerinde yer alan solungaçlarla yapilir. Solungaçlari bir kapak seklinde örten operkulumlari vardir. Çogunlukla solunuma yardimci bir hava keseleri (yüzme kesesi) veya akcigerli baliklar (Dipnoi)'da akciger benzeri organlar gelismistir. Bazilarinda hava kesesinin yutakla baglantisi olmasina karsin, bazilarinda bu baglanti yoktur.


6) Hepsinde beyinden 10 çift sinir çikar. Beyindeki koku alma loblari cerebrum küçük, görme loblari ve cerebellum çok büyüktür.


7) Vücut sicakligi sabit degildir, çevreye bagli olarak degisiklik gösterir (Poikilothermus).


8) Ayri eseylidirler. Tipik olarak çift halde bulunan gonadlari vardir. Genellikle ovipardirlar. Bazilari ise ovovivipar veya vivipar olabilirler. Bazi istisnalar disinda döllenme dis döllenme seklinde olur. Yumurtari küçüktür, en fazla 52 mm. çapinda olabilir, yedek besin maddesi türlere bagli olarak büyük degisiklikler göstermektedir. Segmentasyon meroblastik sekildedir. Embriyo tabakalari yoktur. Bazilarinda yavrular (postlarva evreleri) erginlere benzerlik göstermezler.


Kemikli baliklar, kemik iskelet, pullar, bazi kemik plakalar, yüzme kesesi ve daha iyi gelismis beyine sahip olmalarindan ötürü, kikirdakli baliklardan daha evrim geçirmis bir grup olarak kabul edilirler. Kavdal yüzgeçleri genellikle köpek baliklarindaki heteroserk durumunu kaybederek ya homoserk yada difiserk bir sekil kazanmistir. Ayrica fosil baliklarda bulunan Cosmoid veya Ganoid pullardan meydana getirilmis zirh, bugünkü baliklarda kaybolmustur. Beyin, dermal ve kikirdak kemiklerden olusmus gerçek bir kafatasi ile kusatilmistir. Kemikli baliklarin çogunda yüzgeçler dermal yapida olan çok sayidaki paralel yüzgeç isinlari tarafindan desteklenir. Yalniz jeolojik devirlerde yasamis olan Crossopterygii örneklerinde çift yüzgeçlerin orta kisminda lob seklinde kalin bir yapi bulunmaktadir. Bazilarinda ise çift halde bulunan yüzgeçlerin vücut ile eklem yapabilmesi için kalça ve omuz kemerleri tesekkül etmistir. Büyük bir olasilikla bu kemerler, daha sonra karasal omurgalilardaki üyelerin iskeletini meydana getirmislerdir. Hava keseleri akciger seklinde olan bazi kemikli baliklarda burun delikleri yutakla baglantili oldugundan sig bataklik sularinda hava ile rahatlikla solunum yapabilirler.


Bazi örnek türler: Huso huso (Mersin morinasi), Sardina pilchardus (Hakiki sardalya), Salmo trutta (Alabalik), Esox lucius (Turna baligi), Synodus saurus (Zurna baligi), Serrasalmus piraya (Piranha), Cyprinus carpio (Sazan), Eloktrophorus elektricus (Elektrikli yilan baligi), Tinca tinca (Karabalik), Silurus glanis (Yayin baligi), Exoccetus volitans (Uçan balik), Gadus euxinus (Mezgit), Hippocampus guttalatus (Deniz ati), Gambusia affinis (Sivrisinek baligi), Trachurus trachurus (Istavrit), Coryphaena hippurus (Yunus baligi)

Kikirdakli baliklar

KIKIRDAKLI BALIKLAR


(CHONDRICHTHYES)



Iskeletleri kikirdak yapida oldugundan bu hayvanlar, kikirdakli baliklar anlamina; Chondrichthyes olarak isimlendirilmislerdir. Kikirdak yapidaki iskelet ilkel bir özellikten çok dejeneratif bir özellik olarak kabul edilir. Çünkü bunlarin en yakin akrabalari olan Plaucodermi fosillerine devoniende rastlanmasina karsin, ilkel kemikli baliklarin fosilleri siluriende bulunmustur. Iskeletin bazi kisimlarinda kalkerlesme görülmesine karsin bu sinifin hiç bir örneginde kemik yapiya rastlanmaz. Kordalilar içerisinde hareketli çeneler ilk kez bu hayvanlarda görüldügünden Gnasthostomata (çeneliler) subfilumunun en basit yapili örneklerini içerisine alir. Bunlarin çift haldeki üyeleri ve omurlari bulunur. Hemen hemen hepsi yirticidir ve çesitli canlilarla beslenirler. Çok az bir kismi disinda hepsi genellikle denizlerde yasar. Jeolojik devirlerde yasamis bir çok kikirdakli baligin, bugün pul, dis ve yüzgeç isini gibi sert kisimlarinin fosillerine rastlanmaktadir. Kikirdakli baliklar biyolojik açidanda çok ilginçtir. Çünkü bunlarin bazi anatomik özelliklerini, yüksek yapili omurgalilarin erken embriyonik evrelerinde de görmek olasidir. Bunlarin, Ostracodermi-Plakodermi arasi bir atadan zirhlarini ve iskeletlerindeki kemik yapilari kaybederek olustuklari kabul edilir.


Karakteristik özellikleri:


1) Vücut fusiform veya mekik seklinde, bazilarinda ise yassilasmistir. Derileri sert, plakoid pullarla kapli ve bol miktarda mukus bezi içerir. Median (tek) ve lateral (çift) yüzgeçleri mevcut olup, isinlarla desteklenirler. Ventral (pelvik=karin) yüzgeçler erkeklerde degisiklige ugrayarak spermalarin disiye aktarilmasina yarayan kopulasyon organlari haline gelmistir. Caudal ((kuyruk) yüzgeç genelde heteroserk seklindedir.


2) Agiz ventral ve mine tabakasi ile örtülü çok sayida disleri bulunur. Burun delikleri 1-2 tanedir ve agiz boslugu ile baglantilari yoktur. Alt ve üst çenelerin her ikiside mevcuttur. Baüirsaklarin iç yüzeyinde helozon seklinde kivrintilar bulunur.


3) Iç iskelet kikirdak halindedir ve gerçek kemikleri yoktur. Notokord her zaman mevcuttur. Birbirleriyle birlesmis omurlara veya tek halde bulunan bir omurgaya sahiptirler. Pektoral (gögüs) ve ventral kemerler mevcuttur (appendicular iskelet). Kafatasi (cranium) çift haldeki duyu kapsülleriyle birlesmistir. Ayrica agiz, dil ve solungaçlari destekleyen visseral iskelet yapilarida bulunur.


4) Kalpleri bir kulakcik ve bir karincik olmak üzere iki gözlüdür. Ayrica sinus venosuslari mevcuttur. Aort yaylari birkaç çifttir. Eritrositleri çekirdekli ve oval yapidadir.


5) Genellikle solungaçlari 5-7 çifttir. Solungaçlardan her biri ayri bir delikle disari açilir. Bazilarinda birden çok solungaç birleserek müsterek bir delikle de disari açilabilir. Solungaç kapaklari (operculum) yalniz Holocephali alt sinifinda vardir. Hava keseleri yoktur.


6) Beyinleri oldukça gelismistir ve 10 çift beyin sinirleri vardir. Her bir kulakta üçer yarim daire kanali bulunur.


7) Vücut sicakligi degiskendir (poikilothermus). Çevreye bagli olarak degisiklik gösterir.


8) Bosaltim organlari mezonefroz böbrek tipindedir.


9) Ayri eseylidirler. Üreme organlari çift haldedir. Esey organi kanallari kloaka açilir. Döllenme, iç döllenme seklindedir. Ovipar, vivipar veya ovovivipardirlar. Yumurtalari büyüktür, fazla miktarda yedek besin içerir, segmentasyon tam degildir, ancak belli bir kisim segmentasyona ugrar (meroblastic) ve embriyo tabakalari bulunmaz. Gelismeleri dogrudan dogruyadir yani larva ve metamorfoz yoktur.


Kikirdakli baliklar , Cyclostomata'ya göre daha ileri bir organizasyon gösterirler. Bunu kanitlayan özellikleri sunlardir: 1-vücutlarinda pullar vardir. 2-Iki çift lateral (çift) yüzgeçleri vardir. 3-Kafatasina bagli hareketli çeneleri bulunur. 4-Disleri mine ile örtülüdür. 5-Dermal yapida yüzgeç isinlarina sahiptir. 6-Belirgin bir mide ve pankreaslari bulunur. 7-Herbir iç kulakta üçer yarim daire kanali bulunur. 8-Dorsal kaburgalari bulunur. 9-Üreme organlari ve bu organlarin kanallari çift halde bulunur. 10-Omurga notokordu siki bir sekilde kusatmistir.


Kikirdakli baliklarin, kemikli baliklardan daha basit organizasyonlu olarak kabul edilmesi ise su nedenlere dayanmaktadir: 1-Iskeletleri kikirdak yapidadir ve gerçek kemikleri yoktur. 2-Plakoid pullara sahiptirler. 3-Solungaçlarin her biri çogunlukla ayri bir delikle disari açilir. 4-Hava (yüzme) keseleri yoktur. 5-Genellikle yutak ile baglantisi olan bir çift spirakulum'lari vardir.


Bazi örnek türler: Hexanchus griseus (Alti solungaçli köpek baligi), Chlamydoselachus anguineus (Yakali köpek baligi), Carcharis ferox (öfkeli köpek baligi), Lamna nasus (Dikburun karkariyas baligi), Cetorhinus maximus (Büyük camgöz baligi), Alopias vulpinus (Tilki baligi) Mustelus mustelus (Asil köpek baligi), Sphyrna zygaena (Çekiç baligi), Torpedo torpedo (Lekeli elektrikli balik), Raja clavata (Vatoz),

iki yasamlı canlilar

IKI YASAMLILAR


(AMPHIBIA)



Hem suda hem de karada yasadiklarindan iki yasamlilar anlamina Amphibia adi verilmistir. Gerek anatomi ve gerekse fizyolojik açidan baliklarla sürüngenler arasinda bir özellik gösteren Amphibia sinifi, omurgalilarin su disinda yasayan ilk grubunu olusturmaktadir. Devonien'in sonlarina dogru meydana gelen kuraklik nedeniyle, akcigerli baliklarin bazi populasyonlari yasadiklari ortamlardan çikarak karadan diger sulara geçmislerdir. Daha sonra da tüm sularin kurumasiyla zamanlarinin büyük bir bölümünü karalarda geçirmeye baslamislardir. Böylece Amphibia'yi olusturan ilk karasal hayvan grubu ortaya çikmistir. Amphibia'nin baliklarin en evrim geçirmis olan Telostei yerine in ilkel grubu olan Dipnoi'den meydana gelmesi ilginç bir evrimsel olaydir.


Omurgalilar su yasamindan kara yasamina geçerken, birçok degisiklikler meydana gelmistir. Bunlardan en önemlileri sunlardir:


A. DERI: Karasal hayvanlar sahip olduklari sert derileriyle su kaybini önlerler. Sucul hayvanlarda bulunan yumusak epidermis yerine bunlarda dis yüzeyi ölü hücrelerden meydana gelmis bir keratin kilif tarafindan kusatilmis sert epidermis tabakasi olusmustur.


B. AMNIOTIK YUMURTA: Karasal hayvanlar, karada yumurtlamak zorundadirlar. Böyle bir yumurtanin kuruma ve mekanik etkenlerden korunabilmesi için sert ve delikli bir kabuga, fazla miktarda yedek besin maddesine ve amnion, korion ve allantois gibi embriyonik zarlara gereksinme vardir. Ayrica iç döllenme ve döllenme sirasinda bir çiftlesme davranisi zorunludur. Bu tip yumurta ilk kez, karasal yasama çok iyi bir uyum göstermis olan Reptilia (sürüngenler)'da görülmüstür. Amphibia üyelerinin büyük bir çogunlugu yumurtalarini suya biraktiklarindan bu tip degisikliklere gereksinme duyulmamistir.


C. SOLUNUM: Karasal hayvanlarda, solungaçlar yerine akcigerler meydana gelmistir. Böyle bir yapi Dipteiformes (Dipnoi) takimi üyelerinde de bulundugundan akciger ile solunuma uyum oldukça kolay olmustur. Yalniz, farkli olarak karasal hayvanlarda akcigerin korunabilmesi ve su kaybinin önlenebilmesi için vücudun daha iç kisimlarinda yer almasi gerekli olmustur. Akcigerin konumunda meydana gelen degisiklik farinks, trakea ve brons gibi özel solunum yollarinin olusumuna neden olmustur.


D. DOLASIM: Akcigerlerin olmasiyla, dolasim sisteminde de bazi degisiklikler meydana gelmistir. Baliklarda solungaç dolasimi (Aort yaylari=solungaç damarlari) dogrudan dogruya ventral aortadan gelen kan ile saglanmaktadir. Karasla hayvanlarda aort yaylari, vücut dolasimini saglayan sistemik ve akciger dolasimini saglayan pulmonar olmak üzere iki sistemden meydana gelmistir. Buna bagli olarak kalpte ve akcigerlerden gelen kanin ayri ayri toplandigi iki kulakçik olusmustur.


E. HAREKET: Sucul hayvanlarda bulunan lob seklindeki yüzgeçlerin yerine, karasal hayvanlarda yürüme, kosma, tirmanma ve uçmaya uyum göstermis eklemli üyeler olusmustur.


F. DUYU ORGANLARI: Sucul hayvanlarda en fazla gelismis duyu organi koklamadir. Karasal hayvanlarda ise görme duyusu gelismis ve buna bagli olarak kurumayi önlemek korunmayi saglamak amaciyla bir göz kapagi olusmustur. Ayrica baliklarda yakini görmeye ayarlanmis olan göz mercegi de akomodasyon yapabilecek bir özellik kazanmistir. Sucul hayvanlarin yan çizgi sistemleriyle algiladiklari su titresimleri gibi normal sesleri de duyup duymadiklari bilinmemektedir. Yalniz ses iletimi havada sudan daha kötü oldugundan, karasal hayvanlarda çok iyi bir isitme organinin olusmasi zorunlu hale gelmistir.


G. BOSALTIM SISTEMI: Tatlisu hayvanlari protein metabolizmasinin son ürünü olan amonyagi, amonyum seklinde disari atarlar. Amonyum zehirli bir maddedir. Bu nedenle su ile yeter derecede seyreltilerek disari bosaltilir. Karasal hayvanlar suyu bu sekilde cömertce harcayamadiklarindan amonyum kus, ve sürüngenlerde ürik asite, memelilerde ise karaciger enzimlerinden olan Arginaze tarafindan üreye dönüstürülerek disari atilir.


Bu degisikliklerin tümünü ilk karasal hayvanlar olan Amphibia'da görmek mümkün degildir. Yalniz Amphibia'da da bu geçis sirasinda; deri hava basincina dayanabilecek bir yapi kazanmis, solungaçlar yerine akcigerler olusmus, dolasim sistemi akciger ve deri solunumunu saglayacak duruma gelmis, çift yüzgeçler yerine üyeler olusmus, hava ve su içerisinde görev yapabilecek duyu organlari gelismistir.


KARAKTERISTIK ÖZELLIKLERI:


Derileri çok sayida salgi bezi içerir ve her zaman nemli ve yumusak bir sekildedir. Günümüzde yasayan üyelerinde dis pullar ve yüzgeç isinlari yoktur. Bazilarinda zehir bezleri bulunmaktadir. pigment hücreleri (kromotoforlar) renk degisiminde ve ortamin rengine uymada önemli görevler yapar.


Yüzme ve yürümeye yarayan iki çift üyeleri (Tetrapod), 4-5 veya daha az sayida parmaklari vardir. Bazilarinda üyeler körelmistir. Parmaklari arasinda genellikle bir zar bulunmaktadir.


Agizlari oldukça genis, yalniz üst çenede veya her iki çenede küçük disler mevcuttur. Iki tane olan burun delikleri agiz boslugu ile baglantilidir. Göz kapaklari hareketlidir. Bazi üyelerinde orta kulak zari disarida yer almistir.hareketli olan dillerini aniden disari firlatarak avlarini yakalarlar.


Iskeletin büyük bir bölümü kemik yapidadir. Omur sayisi çok degisiklik gösterir. Kaburgalarin mevcut oldugu durumlarda, bu yapilar sternuma baglanmaz.


Kalpleri iki kulakçik ve bir karincik olmak üzere üç gözlüdür. Vücut ve akciger olmak üzere iki ayri dolasima sahiptirler. Derileri kilcal damarlar açisindan oldukça zengindir. Alyuvarlari oval sekilde ve çekirdeklidir.


Solunum akciger, solungaç, deri ve agiz boslugu astariyla yapilir. Bazilarinda bir tek tip solunum görülmesine karsin digerlerinde bu dört tip solunumu da ayni anda görmek olasidir. Genellikle larva evresinde bulunan dis solungaçlar, bazilarinda yasam boyu varligini sürdürmektedir. Özellikle kurbagalarda ses çikarma telleri çok iyi bir sekilde gelismistir.


Vücut sicakligi çevreye bagli olarak degisiklik gösterir (Poikilothermus). Bu tip hayvanlara ektoderm hayvanlarda denir. Çünkü bu hayvanlar gerek duydugu sicakligi bulunduklari ortamdan saglarlar.


Beyinden 1O çift sinir çikar. Bunlara Cranial sinirler de denir.


Ayri eseylidirler. Döllenme iç veya dis döllenme seklinde olur. Çogunlukla ovipardirlar. Yumurtalari jelatin bir zar içerisinde olup yedek besin maddesi tarafindan fakirdir. Segmentasyon holoblastik tiptedir, fakat blastomerlerin büyüklügü birbirlerine esit degildir. Embriyonik zarlar yoktur. Genellikle suda geçen bir larva evresi ve metamorfozdan sonrasi ergin hale gelirler.


ÖRNEK TÜRLER


Ascaphus truei (kuyruklu kurbaga), Bombina bombina (Kirmizi kurbaga), Pelobates syriacus (Toprak kurbagasi), Bufo bufo (Sigilli kurbaga), Bufo viridis (Gece kurbagasi) Hyla arborea (Agaç kurbagasi), Rana ridibunda (Ova kurbagasi) Andrias japonicus (Dev semender), Salamandra salamandra (Ates semenderi),